Ama olsun

2011-12-22 02:03:00

Berbattır beklemek... Olsun, olmalı, olması gerek. Bilmezdim ne doğru ne gerçek... Ben bekleyip bekleyip susanlardanım. Hani şu yalnızlığı gözünden okunan ama mutlu olmayı başaran.. Bazen herkes hayret eder. Yıllara meydan okumuşluğundan... Oysa yıllar dediğin çocukluğundan gençliğine geçen zamandır. Ve bir daha da büyümezsin aslında. Yaşlanırsın. Küçük de olsa tecrübelerin, küçük de olsa acıların vardır. Ve sana büyük gelse de hatıraların... Gülümsediğin resimleri yazdığın şarkı sözleri. İşte bundan ibaretim bende. Hala adım atmayı öğrenemedim. Yalnızlığımın kabuğuna saklanıp en fazla dua ettim. Yine öyle... Değişen tek şey önceden oyuncaklara sığınırdım şimdi yastığıma... Düşe kalka büyümüş, hatta sevmiş sonra vazgeçilmişim. Ağlamış, üzülmüş, sonra sağlamlaşmışım... Hata yapmış, acısını çekmiş, anlamışım. Hayatım için hedefler koymuş ve üzerlerinden atlamışım.. Ağır ipler çekmişim, özlemişim, direnmişim. Ve hep de beklemişim... Aslında bu değil herşey ama olsun yine de vay be ben neymişim. Devamı

Eskidendi çok eskideen.

2011-12-20 19:06:00

Ergendik eskiden. Hayattan hiç zevk almıyorum yaaaaa diye tepindiğim günlerim vardı benim. Şimdi çoluk çocuk facebookta hava atıyorlar hey gidi günler hey yani... Kendimi babaannem gibi hissettim şu an ama bugün bir arkadaşımın duvarında ki yazımı birisi beğenmiş kim ki bu dedim demez olaydım. Açtım o resmi açmaz olaydım. Kızın adının yanında (beni boşwher hakKımda biLmen qeRekeni haKkın olduhunda söLerim!) yazıyordu. Bilmem kimle de ilişkisi var üstelik. Duvarına bir bakayım dedim tek bir durum vardı yazılan 139 kişi beğenmişti. Bu çocuklar bunu nasıl başarıyor anlayabilmiş değilim. Özendim resmen  kıza. Saygı duydum böyle bir an yüzotuzdokuz bu yani. Yaşı kaçtır en fazla 13-14. Ya ben kendimi düşünüyorum da OKS vardı o zamanlar biz okuldan eve evden dershaneye koşturur dururduk. Yalın dinlerdik küçücüğüm herşeyim... Bizdik asıl küçücük olan da sonra anladık bunu tabi ki. Benim hiç bir sorunum yoktu, isyan da etmezdim çok ama annemle çatışırdık. Özellikle alışveriş konularında. Giyim konusunda ki en sıkıntılı dönemdir ergenlik... Battal boy diye tabir edilir o yaşta ki çocukların bedenleri ama bana hiç bir battal olmadı ve ben hep süslü olduğum için bir yandan çocuksu bir yandan genç kızımsı kıyafetlere göz dikerdim. O yaşta aldığım bir boleroyu şu an şu yaşımda giymiyorum çok klasik diye ve hala da üzerime oluyor yani. Ben de az değilmişim de ne bileyim kaşımı gözümü simsiyah boyayıp ailemden nefret ederek yaşamadım çok şükür hafif atlatmışım. Hatta benim sıkılacak hiç bir şeyim yoktu annem kardeşlerimle meşguldu genelde sürekli sıkıştırmazdı beni sıkmazdı, babam her zaman dünyanın en koca yürekli adamıydı benim için bu o zaman da değişmedi. Hataları... Devamı

Alışmıştım..

2011-12-19 22:26:00

Alışmıştım.. Gittiğine, üzdüğüne, üzüntüsüne alışmıştım. Gözlerini bir daha görmeyeceğime, ona bir daha dokunamayacağıma inanmıştım. Güçlü, kararlı, sakindim üstelik. Dahası... unutmuştum. Ben yalnızlığımın acısını ondan sormaz olmuştum. Kendi kaderimin beni bulacağı ve yalnızlığın da güzel olduğu kabülümdü artık. Sağlam kaldım, ve yıllar geçti... Haftalar, aylar, günler derken yıllar geçiverdi. Mutluydum, unutmuş, ve hüzünsüzdüm. Tasam kalmamıştı ona dair. Geldi. Ansızın çıktı ve geliverdi. Bakmayı unuttuğum yeşil gözleriyle, tutmayı hep özlediğim elleriyle.. Konuştu, konuştu anlattı. Geçmişi çözüp mutlu olmaktan bahsetti... Dinledim, ama cevap vermedim. Baktım ama görmedim onu... Çünkü yapamazdım, yapmadım. Ben onsuz ne geceleri ne günleri ne sınavları ne insanları aşmıştım... Kızgın değildim ama buruktum ondan yana.. Çünkü ben silmiştim onu. Söyledim, ilk kez gözleri doldu. Başı öne düştü, dalıp gitti. Kendimi gördüm onda kendi hislerimi.. Kendi çocuksu hallerimi, kendi boşluğumu gördüm. Ama o beni bırakıp giderken üzülmemişti ki.. Oysa ben... Üzüldüm, hem de boynuna son kez sarılacak kadar... Kapıyı kapatıp hıçkıra hıçkıra ağlayacak kadar... Bir tek insan olurdu insanın hayatında, yıllar boyu tutulurdu yaşananların nöbeti... Bu da öyleydi. Hoş kalsaydı, hoşça kalsaydı da bir daha görmeseydi beni. Devamı

Uyku aşktır...

2011-12-18 20:03:00

Uyku aşktır... Mutlu mutlu uyurken rihanna'nın rala ra ralaaaa sesiyle mahmur gözlerimi açıp efendieem dedim. Arayan okulun ilk haftasından bu yana yanyana olduğum bana annelik ve ablalık yapan ve bu görevi itirazsızca kendi kendine kabullenen, sınıf arkadaşım, apart komşum, eskişehire dayanma gücümdü. Napıyosun tatlım falan dedi galiba uyuyoruuuum dedim. Kahvaltıya gidelim diyecektim dedi kırık bir sesle. Biraz daha uyuyayım ben seni ararım dedim ve şak diye telefonu bırakıp bulutlarımın üzerine geri yükseldim. Bana 5 saniye gibi gelen bi 10 dakika falan geçmiş (sonradan hesapladığım için mış diyorum) tekrar rihanna böldü caanım uykumu. Arayan sınıftan yakın bi arkadaşımdı yine. Yani normalde de konuşuruz da biz pek araşmazdık aklına gidesim gelmiş ne yaptığımı merak etmiş. Uyuyorsan kapatalım dedi ama ayıp denen bir şey var kapatmadım tabi ki. Neyse konuştuk kapattım ve artık kimse aramaz heralde diye düşünüp biraz da üşengeçlikten elim gitmedi de o telefonu sessize almadım. Zaten nedense buraya geldim geleli o telefonu sessize alma özelliğimi kaybettim rahatlıktan mıdır nedir zamansız çalsa bile hesap soran yok ya ''kim bu saatte arayan, kimle mesajlaşıyosun gecenin bi vakti'' diye.. Onun rahatlığı işte. Zaten buraya geldim geleli popülerliğimi de kaybettim ben arayanım soranım öyle azaldı ki telefonumum şarjı 2 gün idare ediyor. Bu sebepten mütevellit ben geri gittim yastığıma ve tam uyuyorum derken rihanna batırdı herşeyi.. Bu kez kimse alır ağzının payını dedim ve -Ne ? diye açtım telefonu. Arayan anneannemdi. Yani ömrü hayatım boyunca ''ne'' diye cevap vermediğim, vermeyeceğim ender insanlardan. Afalladı tabi ''merak ettim de seni'' dedi masumca. Ah canım ya o an kendimi azarladım içimden. Tabi toparladım hemen iyiyim tabi sen nasılsın diye derken şu klasik muhabbetleri bulduk. -Hastaymışsın neyin var kızım dedi endişeli bir sesle önemli bir şey değil anneanne kum döküyormuşum dedim ve tabi başladı anında bakamıyorsun kendine kısır döngüsü. Annem zaten ann... Devamı

Geri dönüşler zamansızdır.

2011-12-18 01:39:00

Geri dönüşler zamansızdır. Hayatınızın bir bölümünde bir şeyler yaşarsınız.. Mutlu veya mutsuz olumlu veya olumsuz aşık veya değil ama bir şeyler yaşarsınız paylaşırsınız belki alışkanlık olur belki baktığınızda sebepsizce sevmiş olursunuz. Ve gün gelir zil çalar bir şeyler olur sancılı dönemler geçirilir bazen veya daha durgun öyle ya da böyle çıkar hayatınızdan bu öykünün sizinle beraber olan baş kahramanı. Ve eğer üzdüyse sizi bakmadan gittiyse kırdıysa o kalbi geri dönsün pişman olsun dediğiniz dönem başlar... Bunu her yokluk hissedişinizde söylersiniz. Yoktur yok olmuştur oluşuna alıştığınız, elinden tutup yola çıktığınız o insan kaybolmuştur. Hatta belki de tek bile değil başka birisiyle.. Kıskanırsınız üstüne üstlük. Onun fazlası yoktur, dünya güzeli değildir o kız. Ama giden gider kalan ağlar ve öylece biter. Bittiğiyle kalmaz sizin için hep bir yerde söylenir, lanet olsun der, veya anılara boğulursunuz. Yokluğa alışana kadar hep geri dönsün ve ben de ona yapayım aynısını şeklinde sayıklarsınız. Ama gelmez... Karşılaşırsınız yetmez gibi, bakarsınız mutludur. Yoktur geri gelmeye falan niyeti. Gelmez yani ve siz uzun zamanları geçirerek kademe kademe aşarsınız onu. Bu öyle yavaş öyle lanet bir süredir ki eğer yeterince hassas bi yapınız varsa bir süre başka insanlar da bile hep onu arayacaksınızdır. Ararsınız da bulamazsınız. Çünkü gelmeyecektir.. Ve işte böyle geçer uzun zamanlar. Geçer geçer artık normale dönersiniz bunu yaptığınız belirli şeylerle ölçersiniz.. Resimlerine bakmaz olursunuz mesela, karşılaştığınız da başınıza ağrı girmez normal hayatınızın temposuna devam edersiniz en azından. Her kahkahalara boğuluşunuzda kesilmez o lanet yokluk duygusuyla eğlenceli anlarınız. Filmlere müzikle... Devamı

Eti form güzeldir

2011-12-17 21:43:00

Canımız sıkıldı ya ev arkadaşımla hadi bi markete gidelim dedik. Ve bütün sermayemizi yatırmak üzere kucak dolusu eti form ürünleriyle kasaya vardık. Kadının yüzünde ki o alaycı ifade.. -Diyete girdik heralde ! Ay hayır yani ne alakası var sadece diyet yapanlar mı yer bu light ürünleri biz tadını seviyoruz ayrıca ihtiyacımız mı var türünde bi de soru işareti oluşturuyo bu tüp diyaloglar insanın kafasında. Tamam hadi asıl gerçeği söylüyorum ev arkadaşım zayıf ben balık etliyim süzülemem durumunda kalıyorum haliyle yanında. Kişisel olarak bi şikayetim yok da işte insan değil hatta bayan psikolojisidir bu. Sizden zayıf birinin yanında kendinizi fazlalık'lı hissedersiniz. Ve sizi alaya alan bir kasiyere de sadece sinir olduğunuzla kalırsınız. O da bi şey değil gerçekten aynanın karşısında sağımı solumu incelerken buldum kendimi ve ertesi gün daha çok su iç ekmek yeme browni yeme egzersiz yap gibi kararlar alıyordu beynim. Hep bu kasiyer yüzünden.. Şu anda eti formum ağzımda yazıyorum bunları yarın ekmek yemeyerek adım atacağım güne. Diyette değilim depresyondayım bence. Ne zaman böyle bir şey olsa çareyi bi kaç gün dikkat etmekte buluyorum. Zaten iştahsızım zaten hastayım da yani. Amaaaaan neyse ne o kasiyerden bir daha eti form alma olsun bitsin dimi yani. O değil de eti formun mısırı gerçekten güzeldir bunu bilin. Devamı

Öğrenci hastalığı..

2011-12-17 20:04:00

Öğrenci hastalığı.. Ailenizden ayrıysanız, üniversite öğrencisiyseniz ve bi de hastaysanız evet siz eşittir ben demektir. Haftasonu tatilini geçirdiğim evimden oldukça mahzun ayrılmış uzun yollar aşıp gelmişim derken tuhaf iştahsızlıklar bel ağrıları falan sardı dört bi yanımı. Yol yorgunluğudur uykusuzluktur sınav stresidir dememe rağmen her telefon açışında git bi kanına baktır diyen annemi dinlemeye karar verdim sonunda. neyse hiç sevmediğim soğuk hastane ortamı suratsız personeller derken işimiz bitti tahlil sonuçlarını almak üzere öğleden sonraya sözleştik. Bende de sebebini bilmediğim bi rahatlık var hani unutmuştum bile hastane olayını Anadolu uygarlıklarından sonra. Neyse saat geldi gittik tekrar hep ablalık görevimi üstlenmişcesine benimle ilgilenen has arkadaşımla beraber. Doktor hanımın suratı da bi soğuk nedense kansızlığın tavan yapmış ne bu hal dedi hesap sorarcasına. Bende çıt yok tabi derken bi sustu nefes aldı ve ''kum döküyosun'' dedi. Ama hani bu öyle böyle bi söylemek değil öleceksin der gibi bi surat ifadesi ben nerden bileyim zaten ilk defa olan bi şey ilaç yazdı o sırada ama benim kafamdan neler geçti neler. Eve gelince bi posta da anneden kendine bakamıyosun üşütüyorsun ilaçlarına dikkat et aman iyi giyin doğru düzgün yemek ye öğütleri.. Tüm bunların üstüne insanın da kafası karışıyor tabi hasta olmak suçluluk gibi adeta. İsteyerek olunmaz ki isteyerek kum da dökülmez zaten oluvermiş işte ben de yeni öğrendim. Artık ne kadar iyileştim desem de inanılmayacak bu sözlere bak geçen sefer nasıl hasta oldun sesleri çınlatacak kulağımı biliyorum. Neyse sakinim geçer bunlar da geçer ama öğrenilen şu ki öğrenciyseniz ve hastaysanız bir nevi suçlusunuz. Sıkı giyin, ilaçla... Devamı